"Ay yalnız çorba çok sıcak, dikkatli için pls tşk ;) :p" dedi ev sahibesi kaynar sıvıyı kaselere paylaştırırken."Bence acayip soğuk" diye cevapladı adam onu. Kadının inanmayan gözlerle bakışını görünce, kendini daha açık ifade etmeye çalışarak; "bence acayip soğuk; +benim görüşüm öyle+" diye tekrarladı.
Kadın söyleyecek söz bulamadı. Sonuçta adam haklıydı, onun görüşü öyleydi. Ağlamaya başladı.
+Sonsuza dek+ ağlayacaktı.
Yıllar yılları kovaladı... Sonunda kadın ağlamayı bıraktı. "Yenilgiler, demişti Bismarck, doğru kullanıldıklarında mutlak zaferlere dönüşürler.." Kadının aklına o anda bir şimşek çaktı. Yıllar önce başına gelen, senelerce ağlamasına sebep olan bu anekdotu artık kendi lehine kullanacaktı. "Benim görüşüm öyle" kalıbının bir panzehiri olmadığını yeni anlamıştı.
Panzehir kelimesini kullanınca ister istemez gülümsedi. Çocukluğu düşüverdi aklına. Küçükken oyun oynarken ninesi onu hep yanına çağırır, "anti-panzehir, zehirdir yavrum, bunu unutma.." derdi. Ah şimdi ninesinin yanında olmasını nasıl da isterdi... Nasıl da yapıştırırdı cevabı yıllardır içinde biriken nefretle.. "Nine, derdi, nineciğim, bence anti-panzehir panzehirdir. +benim görüşüm öyle..+ " Ah neredeydi bu her-şeye-kadir kalıp bugüne kadar?.. Hemen sokağa çıkıp insanlar üzerinde bu inanılmaz gücünü denemeye karar verdi. Bu arada kadının adı Fazilet'ti.Fazilet hemen sokağa çıktı. Caddeye adımını attığında günün en işlek saatlerindendi. Arabalar vızır vızır birbirini takip ediyor, telaşlı adımlarıyla insanlar sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyorlardı. Kırmızı ışıkta karşıya geçmek için bekleyen bir insan kümesine yaklaştı. "Pardon, bir saniye izin verir misiniz" diyerek en öne geçti. Evet, artık yolun karşı tarafı ile arasında ortada trafiği düzenleyen bir polis memurundan başka kimse yoktu. Işığı tekrar kontrol etti : kırmızıydı. "Hiç farketmez," dedi Fazilet, ve attı kendini yola. Işıkta bekleyen kalabalıktan çığlıklar yükseldi, acı bir kaç fren sesi birbirini izledi, herkes yola atlayan bu çılgın kadını görebilmek için iteleşiyordu.
Fazilet ise hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti, ta ki polis memuru arkasından sesleninceye kadar.-Ne yapıyorsunuz siz, diyordu polis memuru kadın, şöyle beni izler misiniz lütfen..
-Tabii, dedi Fazilet. Nasıl olsa tartışmayı kazanacağından emindi. Polis memuru Fazilet'i kenara çektikten sonra söze başladı.
-Hanfendi, dedi, kırmızıda geçtiniz.
-Kime göre neye göre ?
Polis memuru afallamıştı, gülümsedi. Besbelli "nası ya" diyordu içinden. Yine de mantıklı konuşmakta ısrar etti.
-Bakın hanımefendi. Yayalara kırmızı yanıyordu siz karşıya geçerken.
-Bence yeşildi.
Memur hanım bir taraftan Fazilet'in sözlerinde bir mantık arıyor, bir taraftan da sinirlenmeye başlıyordu. Yine de mantık çerçevesinde devam etti.
-Eğer şurdaki yeşil ışığı diyorsanız o yoldan gelen arabalar için.
-Bence yayalar için, dedi Fazilet. Ve işte büyük an gelmişti, daha fazla beklemek istemiyordu, ağzından her kelimesinin tadına vardığı şu cümle döküldü; +benim görüşüm böyle+
Polis memuru artık iyice afallamıştı. Ve işin en kötü tarafı, bu çılgın kadın bu tartışmada haklıydı. Diyecek bir şey bulamadı. Ellerini yüzüne götürdü, ağlamaya başladı. Ağlıyordu, neye uğradığını şaşırmıştı, sadece ağlıyordu. Oracıkta kalakalmıştı. Fazilet güldü. Topluma, hayata, onu yıllarca ağlamaya mahkum eden makus talihine karşı ilk zaferini burada, bu yaya geçidinde, bu polis memuruna karşı kazanmıştı. Büyük bir özgüvenle evine doğru yollandı.* * *
Bir kez daha yıllar yılları kovaladı...Fazilet -ki onun görüşüne göre artık adı da Monika'ydı- artık baş düşmanıyla hesaplaşma vaktinin geldiğini düşündü. Seneler önce onu intiharın eşiğine getiren gizemli adamı bir kez daha evine özel sıcak çorba içmeye davet etti.
Gizemli adam geldikten sonra sofraya oturdular. Monika çorbaları kaselere paylaştırdı. Daha fazla dayanamayacaktı; en büyük düşmanını yok etmek için acımasızca saldırıya geçti :
- Çorbayı dikkatli içmenizi tavsiye ederim, çünkü +çok sıcak+; +benim görüşüm öyle+
Monika'nın yüzünde şeytansal bir tebessüm vardı. Adamın cevabını bekliyordu. Gizemli adam biraz duraladıktan sonra, Monika'nın gözünün içine baktı ve :
- Yoo acayip soğuk, ve +bence senin görüşün de öyle+
dedi...
Monika -ki bu olaydan sonra tekrar Fazilet olacaktı- söyleyecek söz bulamadı. Sonuçta adam haklıydı, onun görüşü öyleydi. Ağlamaya başladı.
+Sonsuza dek+ ağlayacaktı.